Yaşayan Türkçe

son


  • sıfat Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış olan, ilk karşıtı.

    • Rahatsız galiba, son günlerde hiç mi hiç neşesi yok.
    • Kabin ekibi, kalkış için son uyarılarını yaptı.
    • Son rauntta, rakibinin yumruklarıyla sendeleyip nakavt oldu.
    • Bazı entelektüellerin ömürlerinin son deminde münzevi bir yaşama yöneldikleri görülmektedir.

  • sıfat En arkada yer alan.

    • Fasikülün son kısmında, arkeolojik muhtevalı bazı yazılara gönderme yapılmış.

  • sıfat Artık ondan ötesi, başkası olmayan.


  • isim Sınır, uç.


  • sıfat Olanca, bütün.


  • isim Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, nihayet.

    • İki buçuk ay süren terapilerin sonunda karar görüşmesine girdim.
    • Masalın sonunda prenses, kötü kalpli cadıdan intikamını alır.

  • isim Canlılığın yitimi, ölüm.


  • isim anatomi Dişi memelilerde, anne ile ceninin dolaşım sistemini birbirinden ayıran organ, döl eşi.


109