Yaşayan Türkçe

hissetmek

Arapça, Türkçe


  • fiil Fiziksel bir uyarıyı algılamak.

    • İğne yapılan yerde birkaç saat yanma hissedebilirsiniz, telaş etmeyin.
    • Narkoz verildikten hemen sonra uyumuşum, ağrı sızı hissetmedim.

  • fiil Bir olay, kişi vb.nden etkilenmek, duymak.

    • O günlerde hissettiğim korkunun nedeni, geleceğe dair ümitsizlikti belki de.
    • Senelerce bu vicdani yükü münferiden taşımış, derinden derine onun ağırlığını hissetmişti.

  • fiil Farkına varmak, sezmek.

    • Mesafeli tavırlarından hissettiğim kadarıyla yine bir şeylere kızmış.
    • Mitinge kerhen katılmıştı ama giderek havaya girdiğini hissediyordu.

  • fiil Addetmek, saymak.


64