Yaşayan Türkçe

görme (I), görme (II)

görme


  • isim Görmek edimi. (I)

    • Görme engelli bireyler için geliştirilen akıllı baston, makul bir fiyata satın alınabilecek.
    • Öğretmenliğin toplumda saygı görmesi, bilginin baş tacı yapıldığının resmidir.
    • Behçet'i favorisiz görmeye alışık olmadığımdan tanımakta zorlandım.
    • Reklam metinleri ve sloganlarda görmeye alıştığımız oksimoron, çelişik ifadelerin bir arada kullanılmasına dayanmaktadır.

  • ünlem Aşırılık bildiren bir söz. (II)


64