Yaşayan Türkçe

geçinmek


  • fiil Yaşamak için gerekli olan şeyleri sağlamak.

    • Kıt kanaat geçinir, yine de kimsenin kuruşuna tenezzül etmez.

  • fiil Uzlaşmak, anlaşmak.


  • fiil Kendinde olmayan bir niteliği varmış gibi göstermek, taslamak.

    • Esme Hatun, pazarda çarpılıp altın saatini kaptırana dek cin geçinirdi.

  • fiil Kendi ihtiyaçlarını başkalarından sağlamak.


  • fiil halk ağzında Vefat etmek, ölmek.


66