Yaşayan Türkçe

çoktan


  • zarf Geçmişten şimdiye dek, çok zaman önce, öteden beri.

    • Öğrencilerini sınıfta bırakan efsane hocaların devri çoktan kapandı.
    • Çoktan, kendini diskonun eğlenceli ambiyansına kaptırmıştı.
    • Nişanlıyken aldığımız oturma grubunun miadı çoktan doldu.
    • Apartman yöneticisi, bacaları açtırma işini çoktan organize etti.
    • Gaflete düştüğünü anladı anlamasına ama işler çoktan kontrolden çıkmıştı.

136