Yaşayan Türkçe

çok


  • sıfat Sayı, miktar, kademe vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.

    • Uyuşturucu baronları arasındaki savaş, çok sayıda sivilin hayatına mal oldu.
    • Az tamah çok ziyan getirir. (Atasözü)
    • Modern dünyada mülteciliğe, çok katmanlı sosyolojik bir olgu olarak bakılıyor.

  • zarf Aşırı bir şekilde.

    • Kız kardeşinden hatıra bilekliği kaybettiğine çok üzüldü.
    • Kavak, yaprağını tepeden dökerse kış çok olur. (Atasözü)
    • Çok bilen (söyleyen) çok yanılır. (Atasözü)
    • Yeni rolü için bıyık bırakıp kilo alan oyuncunun son hâli, fanlarını çok şaşırttı.

66