Yaşayan Türkçe

bulaşmak


  • fiil Üzerine sürülen veya yapışan bir şey yüzünden kirlenmek (nesne).


  • fiil Bir şeye sürülmek veya yapışmak (istenmeyen madde).


  • fiil Hastalık geçmek, sirayet etmek.

    • Bitle bulaşan tifüs, epidemik bir hastalık olarak nitelendirilebilir.

  • fiil Tedirgin etmek, sataşmak.


  • fiil Olumsuz bir işe, olaya karışmak.

    • Kardeşini o hâlde görünce şok geçirdi, hangi kirli işe bulaşmıştı yine?
    • Şer bir işe bulaştın mı yakanı bir türlü ondan kurtaramazsın.

65