Yaşayan Türkçe

böyle


  • sıfat Bunun gibi, buna benzer.

    • Böyle bir halk, ülküleri uğruna savaşmayı onur sayar.
    • Avukat Ali Bey, savcıdan böyle bir hamle geleceğini öngöremezdi.
    • Böyle bir fırsat, bir daha karşıma çıkar mı bilmiyorum.
    • Böyle bir jest karşısında yelkenleri suya indiren ağababa, kafilenin köprüden geçmesine icazet verdi.

  • zarf Bu şekilde, hakeza.

    • Mektubumuzu alsaydı muhakkak haber salardı, böyle merakta bırakmazdı bizi.

  • zarf Bu derece, bu radde.


  • zarf Sonuna geldiği bazı soru cümlelerinde şaşkınlık, hoşnutsuzluk gibi duygular anlatan bir söz.


67