sıfat Bunun gibi, buna benzer.
- Böyle bir halk, ülküleri uğruna savaşmayı onur sayar.
- Avukat Ali Bey, savcıdan böyle bir hamle geleceğini öngöremezdi.
- Böyle bir fırsat, bir daha karşıma çıkar mı bilmiyorum.
- Böyle bir jest karşısında yelkenleri suya indiren ağababa, kafilenin köprüden geçmesine icazet verdi.
zarf Bu şekilde, hakeza.
- Mektubumuzu alsaydı muhakkak haber salardı, böyle merakta bırakmazdı bizi.
zarf Bu derece, bu radde.
zarf Sonuna geldiği bazı soru cümlelerinde şaşkınlık, hoşnutsuzluk gibi duygular anlatan bir söz.