Yaşayan Türkçe

batmak


  • fiil Bir sıvının üzerindeyken içine gömülmek.

    • Hızır Reis'in, eski püskü takası su alıp batacak diye aklı gidiyor.

  • fiil Dünyanın dönüşü sebebiyle Güneş, Ay gibi gök cisimleri ufkun altına inmek.

    • Denizin lacivertliğine batan güneş, kızıl bir renk almıştı.
    • Güneş batarken yüksek binaların bulunduğu cadde karanlığa gömülürdü.

  • fiil İşini, parasını kaybetmek, iflas etmek.

    • Batan devletlerden geriye, milyonlarca dolar ve avroluk borç kaldı.

  • fiil Pislenmek, kirlenmek.

    • Yamaklık ederken önlük giymeyi düşünemeyince üstü başı battı.

  • fiil Hızla içine girmek, saplanmak.

    • Esirgenen (sakınan) göze çöp batar. (Atasözü)

  • fiil Nedensizce sıkıntı, endişe duymak.


  • fiil Hoşa gitmeyen, istenmeyen bir duruma neden olmak.


  • fiil Ortadan kalkmak, yok olmak.


  • fiil Çukurlaşmak, çökmek.


  • fiil Kötü bir duruma uğramak.


  • fiil Egemenliği son bulmak, çökmek.


  • fiil Dokunmak, üzmek.


81