Yaşayan Türkçe

bağ (I), bağ (II) (Farsça)

bağ


  • isim Nesneleri sabitlemek veya bir arada tutmak için kullanılan sicim, tel vb. gereç. (I)


  • isim Vücuttaki bir bölümü yerinde veya baskı altında tutmak amacıyla uygun şekilde sarılmış şerit, sargı. (I)


  • isim Demet, deste. (I)


  • isim İlişki, ilgi. (I)

    • Akrabalık bağlarım zayıftır benim, mesela yirmi yıldır görmediğim bir amcam var.
    • Sürdürülebilir bir mimari tasarım anlayışı benimseyerek doğa ile yitik bağımızı yeniden kurabiliriz.

  • isim Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. (I)

    • Doku ve bağ zedelenmesi, sporcuların sıklıkla karşılaştıkları sakatlıklardan.

  • isim denizcilik Bir halat üzerine çeşitli şekillerde atılan sağlam ve istendiğinde kolayca çözülebilen düğüm. (I)


  • isim müzik Nota yazarken art arda gelen iki notanın bağlanarak çalınacağını göstermek için kullanılan yay şeklindeki işaret. (I)


  • isim Üzüm yetiştirilen arazi. (II)

    • Üzümünü ye de bağını sorma. (Atasözü)
    • Mehmet Efendi, bağındaki asmalarla övünür de durur.

  • isim Meyve bahçesi. (II)

    • Sepetteki armutları, bağda çalışan yevmiyecilere üleştirdi.
    • Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ (olur). (Atasözü)

94